Özel Boşanma Sebepleri ve Anlaşmalı Boşanma- Podcast Episode-3

Cansu Günay: Yeniden merhabalar, yayınımı ilk kez dinleyenler için, ben DEU Büro Yönetim ve Yönetici Asistanlığı Bölümü öğrencisi Cansu Günay. Mesleki Podcast projem olan Avukat & Asistanı kanalının ilk yayın serisi “Aile Hukuku Sohbetleri” nin 3. bölümünde, boşanma avukatı Ayşe Ceren Ertürk’le birlikteyiz. İlk bölümde nişanlanmanın sona ermesi halinde hediyelerin iadesinden bahsetmiştik. İkinci bölümde ise aile birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı boşanma davasını konuştuk. Bu kez özel boşanma sebepleri ve anlaşmalı boşanma davasını soracağım Ayşe Hanım’a.

Ayşe Hanım hoşgeldiniz, nasılsınız?

Ayşe Ceren Ertürk: Hoşbulduk Cansu’cuğum çok iyiyim, sen nasılsın?

Cansu Günay:  Teşekkür ederim ben de. 🙂

Ayşe Ceren Ertürk: Özel boşanma sebepleri ile anlaşmalı boşanmayı birlikte konuşmanın son derece yerinde olduğunu düşünüyorum. Kızgın kumlardan serin sulara atlamak gibi. 🙂

Cansu Günay: O halde ilk sorumla başlayayım. Ne demek özel?

Ayşe Ceren Ertürk: Kanunun sistematiği ile ilgili bir ifade, vatandaş avukata “çok özel bir sebeple boşanmak istiyorum” diyerek başvurmuyor. Bu teşhisi koyacak olan avukattır. Vakıa yasadaki koşulları sağlıyor mu… avukat değerlendiriyor.

Cansu Günay: Yani kanun bir takım sebepleri özel olarak saymış.

Ayşe Ceren Ertürk: Evet, bir evliliği türlü türlü şekillerde berbat etmek mümkün. 🙂

Kanunu yazanların tüm sebepleri sayması mümkün değil, bu nedenle geçen bölümde konuştuğumuz “aile birliğinin temelinden sarsılması, evliliğin çekilmez hale gelmesi” gibi soyut ve genel sebepler öngörülmüş. Bunların dışında zina, cana kast ve pek kötü muamele, cürüm ve haysiyetsizlik, terk ve akıl hastalığı özel sebepler olarak düzenlenmiştir.

Cansu Günay: Özel sebepler kulağa daha ağır vakıalar gibi geliyor. Sık rastlıyor musunuz?

Ayşe Ceren Ertürk: Genel sebeplere dayalı davalara daha sık rastlıyoruz. Genel sebeplerin ispatlanması daha kolaydır. Özel sebeplerin yargılamasında incelikler var.

Cansu Günay: Vatandaş bu incelikleri bilmediğinden hak kaybına uğradığı oluyor mu?

Ayşe Ceren Ertürk: Olmaz olur mu? Aldığım başvurulardan bir örnek anlatayım. Erkek, evlilik dışı bir ilişkiden çocuk sahibi oluyor,  yavrucağı alıp aile konutuna getiriyor. Karısı da kendi çocuğu gibi büyütüyor. Ne zaman ki  mirasçılık gibi konular gündeme geliyor, kadın avukata koşuyor. “Avukat hanım, benim kocam başkasından çocuk yaptı, hatta ben baktım büyüttüm çocuğu. Zinaya dayalı boşanma davası aç.” Çocuk kaç yaşında, 8. Ne zamandır haberin var? 7 yıldır. Geçmiş olsun aklın nerdeydi…

Cansu Günay: Demek ki ispatlamak yetmiyor, davanın da belirli bir süre içinde açılması gerekiyor.

Ayşe Ceren Ertürk: Tabi, zinaya dayalı boşanma davasının öğrenmeden itibaren 6 ay içinde açılması gerekir.

Cansu Günay: Bu süreyi kaçıranlar nasıl boşanıyor?

Ayşe Ceren Ertürk: Zinanın ispatlanması son derece zor. Her zaman evlilik dışı bir çocuk gibi subut deliller olmaz, bazen sadece şüphe vardır. Zina olmayıp güven sarsıcı hareketler de olabilir. Önemli olan boşanmak isteyen eşin affedip evliliğine devam etmemiş olması. 

Cansu Günay: Tüm özel sebeplerde 6 aylık süre geçerli midir?

Ayşe Ceren Ertürk: Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebi ile boşanmada da bu süre geçerlidir. Küçük düşürücü suç işlenmesi veya haysiyetsiz hayat süreme hukuki sebeplerine dayalı boşanma davası ise her zaman açılabilir. Terke dayalı boşanmanın ise bambaşka süre kuralları var. 2, 4 ve 6 ayı aklımızın köşesine not alalım.

Cansu Günay: Anladığım kadarıyla kanundaki terk ifadesi, bizim günlük dilde kullandığımız halinden daha farklı. Hatta evde kalan eşin de terk etmiş sayılabileceğini okumuştum. Doğru mu?

Ayşe Ceren Ertürk: Terk farklı şekillerde gerçekleşebilir. Sonunda müşterek konutta kimin kaldığından bağımsız olarak incelenmesi gerekiyor. Örneğin, eşiniz ailesini ziyaret etmek için memlekete gitti, siz de evin kilidini değiştirdiniz, onu eve almıyorsunuz. Giden o ama terk eden sizsiniz. Şöyle anlatırsak kapsamı akılda daha kolay şekillenecek:

*Birlik görevlerini yerine getirmemek için evden ayrılan veya evden geri dönmek üzere ayrılan fakat eve dönmeyen eş terk etmiştir,

*Evde kaldığı halde diğer eşi eve almayan, kovan, onu evden ayrılmaya zorlayan veya onun eve dönmesini engelleyen eş terk etmiştir.

Cansu Günay: Giden eşin geri dönüp dönmeyeceği nasıl bilinecek? Dava açıldıktan sonra dönerse?

Ayşe Ceren Ertürk: Terke dayalı boşanma davası açılabilmesi için bu ayrılığın 6 ay sürmüş olması gerekiyor, yani eşimiz gittikten 1 ay sonra beni terk etti diyerek bu davayı açamıyoruz. Yine mahkemeye, eşimizi evliliğe devam etmek için eve çağırdığımızı ama onun dönmediğini ispatlamamız gerekiyor. Bunun da bir takım şekil şartları var. Dönsün diye yol parası bile göndermiş olmalısınız.

Cansu Günay: Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış denilince gözümde farklı farklı olaylar canlanıyor. Neler bu kapsamda değerlendirilebilir?

Ayşe Ceren Ertürk: Kanunu doğru anlamak ve uygulamak çok önemli, aksi halde “çok haklı, çok mağdur vesaire vesaire” olduğunuzu düşünürken davanızın reddedilmesi ile karşılaşabilirsiniz. Bu sularda yüzmeye niyetliyseniz mutlaka bir boşanma avukatı ile çalışmayı tavsiye ediyorum.

Hayata kasttan, bir eşin diğer eşin yaşam hakkına yönelik saldırısını anlarız ki mağdurun yaralanmış olması bile gerekmez; önemli olan kast eden eşin sergilediği iradedir. Pek kötü muamele aç, susuz bırakmak, bir yere kilitlemek olabilir. Bir dosyamda koca, aşırı kıskançlık nedeniyle işe gitmek için evden ayrılırken müvekkilimi mutfağa kilitliyordu. Tartışmasız bu insanın insana en kötü muamele şeklidir, üstelik kadıncağız hamileydi. Şimdi son derece iyi ve mutlu. Ve güvende. Onur kırıcı davranış ise biraz daha gri bir alan, şakalaşma kastı ile topluluk içinde küçük düşürmekte olduğu gibi. Yahut her eleştirinin onur kırıcı olduğu, bu nedenle boşanmayı gerektirdiği söylenebilir mi? Hayır, somut olaya göre değerlendireceğiz.

Cansu Günay: Tüm bunlar olurken eşler karakolluk da oluyordur herhalde. Boşanma davası açmak için ceza davasının beklenmesi gerekiyor mu?

Ayşe Ceren Ertürk: Hayır gerekmez.

Evlilik psikolojisi çok enteresan, hele müşterek çocuklar varsa. Bir şekilde boşanabilirsiniz ama o kişi hala çocuklarınızın anası, babası olmaya devam eder. Bu nedenle bazı hallerde eşlerin şikayetten vazgeçtiklerini görüyoruz. Ceza dosyası bağımsızdır, şikayetçi değilim diyebilirsiniz, yapılanı affetmek anlamına gelmez, şikayetçi olmadan da boşanma davası açmak mümkün.

Cansu Günay: Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebepli boşanma dosyalarınız da oldu mu?

Ayşe Ceren Ertürk: Her suç değil, küçük düşürücü suçlar olarak sınırlamak lazım. Hırsızlık gibi, rüşvet gibi yüz kızartıcı suçlar. Başka türlü önleyemeyeceğiniz bir saldırı karşısında cinayet de işleyebilirsiniz, meşru müdafaa olur. Torunu yaşındaki öğrencisini taciz eden bir koca ile ilgili dosyam olmuştu, kendisi halen mahkumdur sanıyorum.

Haysiyetsiz hayat sürme ise oldukça absürt şekillerde karşımıza çıkabilir. Bir dosyamda erkek müvekkilim, karısının kendisini uzun süredir bir başka kadınla aldattığını öğrenmişti. Zina değil, fakat yasamıza göre haysiyetsiz hayat sürme olarak değerlendiriliyor. Yine uyuşturucu bağımlısı olup madde kullandığında ne yaptığını anımsamayan bir koca ile boşanma davasını çalışmıştım. Kadın da sadakatsizdi, anlaşmalı olarak bitirdik.

Cansu Günay: Daha neler duyacağız acaba…

Anlaşmalı boşanmaya geçmeden önce kısaca akıl hastalığı sebebine dayalı boşanmadan da bahseder misiniz?

Ayşe Ceren Ertürk: Eşlerden birisinin evlilik süresi içerisinde yakalandığı akıl hastalığının resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmiş olması gerekiyor. Ayrıca bu akıl hastalığının evliliği diğer eş için katlanılmaz hale getirmesi gerekiyor. Evlenmeden önce eşinizin bu tip bir rahatsızlığı olduğunu biliyorsanız, kabul ederek evlendiyseniz sonradan buna dayanarak boşanma davası açamazsınız. Ancak bir takım rahatsızlıkların, bipolar bozukluk gibi, atak ve uyku evreleri oluyor. Kişi hastalığı hiç bilmeden evlenmiş olabilir. Bu halde Adli Tıp Kurulu’ndan hastalığın seyri, derecesi, iyileşme ihtimali bulunup bulunmadığı, evliliği çekilmez hale getirip getirmeyeceği ve hasta olan eşe vasi atanmasının gerekip gerekmediği sorulup araştırılacaktır.

Cansu Günay: Anlaşmalı boşanma konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Ayşe Ceren Ertürk: Boşanmanın en medeni şekli. 

Cansu Günay: Siz anlaşmalı boşanmayı her konuştuğumuzda öneriyorsunuz.

Hangi dosyanız daha fazla, anlaşmalı mı çekişmeli mi?

Ayşe Ceren Ertürk: Anlaşmalı boşanmayı önermemin pek çok sebebi var. Boşanmak için büroma başvuran eşlere de bir liste veriyorum ve öncelikle eşleriyle anlaşmalı boşanma ihtimalini konuşmalarını istiyorum. Tabi aldatılmış bir erkek veya şiddet mağduru bir kadın için artık böyle bir seçenek yoktur. Fakat daha uzlaşmaya müsait öyküler geliyor, kısa süreli evlilik, çocukları yok, paylaşılacak mal varlığı yok… 

Cansu Günay: Aslında çok mantıklı, sonuçta evlilik her iki eş için de aynı anda bitiyor. Bir eş evliliğimiz çok iyi gidiyor derken diğeri çekilmez hale geldi demiyordur. İnsanları anlaşmalı boşanmaktan alıkoyan nedir?

Ayşe Ceren Ertürk: Benim gözlemim, kadınlar daha çok çocuklarının velayetini alamayacaklarından endişe ederek boşanmaktan korkuyor ve evliliklerindeki olumsuzluklarla yaşamayı sürdürüyorlar. Kaygıları %99 yersiz oluyor. Tabi ne kadar nafaka veya tazminat alacağı konusunda danışan ve boşanmaktan vazgeçen kadınlar da var. Demek evlilikleri tam anlamıyla çekilmez hale gelmemiş diye düşünüyorum. Çünkü o aşamaya gelen biri kararında net oluyor. Erkekler ise, ülkemizde genellikle boşanmanın maddi külfeti erkeğe yüklendiğinden ödeyecekleri nafaka ve tazminat yönünden endişeli oluyorlar. Oysa bunlar giderilemeyecek kaygılar değil, hatta çoğunun tek cümlelik çareleri var. Kusurlu değilseniz tazminat da ödemezsiniz, hatta siz de tazminat isteyebilirsiniz. 

Cansu Günay: Anlaşmalı olunca nasıl oluyor?

Ayşe Ceren Ertürk: Öncelikle taraflar en az 1 yıldır evli olmalı. Ve her iki taraf boşanmayı istemeli. Bundan sonrası çorap söküğü gibi geliyor. Yaklaşık 1 ay sonra bekarsınız.

Cansu Günay: Çekişmeli boşanmalarda da her iki tarafın boşanmak istemesi mümkün, aradaki fark nedir?

Ayşe Ceren Ertürk: Çekişmeli boşanmada iki taraf karşı karşıya, ben seni boşayacağım, hayır asıl ben seni boşayacağım diye didişiyor olabilir. Sonuçta boşanacaklar, ama kimin iddiası kabul edilecek, kimin talepleri? Kim kime tazminat ödeyecek, çocuklar kiminle kalacak…

Anlaşmalıda ise iki taraf yan yanadır, biz aramızda anlaştığımız koşullarda boşanmamıza karar verilmesini talep ediyoruz derler.

Cansu Günay: Hangi şartlarda anlaşmış olmaları gerekiyor?

Ayşe Ceren Ertürk: O evliliğin iç dinamiklerine bağlı. Anlaşmalı boşanma barışçıl bir süreç. Eşler arasında düşmanlığı derinleştiren bir çekişme yok. Erkek müvekkillerimden çoğu kez “annesi çocuğuma benden daha iyi bakar” veya “evde kadın kalabilir ve eşyalar da onun olabilir” gibi yapıcı cümleler duyarım. Kadınlar ise başka koşullarda iadesini dava edebilecekleri ziynetler ile ilgili taleplerinden “birlikte yedik içtik” diyerek vazgeçebiliyor. Böylesi hem daha hızlı hem daha huzurlu. Sonuçta amaç sadece boşanmak, hasım olmak değil.

Asgari olarak şu konular konuşulup üzerinde anlaşmaya varılmış olmalı: Çocuk varsa velayet ve çocuk için nafakanın ne kadar olacağı, kadına nafaka ödenip ödenmeyeceği ve miktarı, tarafların birbirinden maddi-manevi tazminat isteyip istemedikleri… Biraz daha genişletebiliriz, evi arabayı hesaptaki parayı hatta borçları anlaşma protokolümüzle paylaşabiliriz.

Cansu Günay: Bir erkeğin kadına hiç bir ödeme yapmadan boşanması imkansız gibi görünüyor.

Ayşe Ceren Ertürk: Onu bir başka gün nafakalar konusunda işleyelim, ben o konuda mevcut düzenlemeye muhalifim. Adaletsiz buluyorum. Kadının ceketini alıp çıktığı bir anlaşmalı boşanma dosyam olmuştu ama… üstelik apartmanları, hayli malvarlıkları olduğu halde.

Cansu Günay: Neden kadın hiç bir şey istemedi?

Ayşe Ceren Ertürk: İçinden istemiştir muhakkak, dışa vuramadı diyelim. 

Başka bir erkekle yakalanmıştı. 30 yıllık evlilik, çocuklar torunlar var. Boşanma kararında zina yazsın istemedi, anlaşmalı boşanmayı kendisi teklif etti. Erkek de bir an önce boşanmak istiyordu doğal olarak.

Cansu Günay: Demek anlaşmalı boşanmanın bir avantajı da boşanma kararının arka planındaki olayların mahkeme ile paylaşılmasının gerekmemesi.

Ayşe Ceren Ertürk: Aynen öyle. Hem gizli, hem hızlı hem de sonucu taraflar belirliyor. Mahkeme uzun uzun tanık dinleyip kusur değerlendirmesi yapmıyor. Delil sunmak da gerekmiyor. Üstelik daha ucuz, en azından ben çekişmeli boşanmada aldığım ücretin yarısını alıyorum.

Cansu Günay: Sorunsuz bir süreç gibi görünüyor. Son sorum, Anlaşmalı boşanmada da avukatla çalışmak gerekli mi? Avukatsız anlaşmalı boşanma mümkün mü?

Ayşe Ceren Ertürk: Her şey mümkün. Ama geçen bölümdeki kasap örneğimi unutmayın.

Düğünlerde bilirsiniz, kız tarafı-erkek tarafı var… Avukat da düğünün nikah memuru tarafından misafiri…

Doğumla ölümün ayrılmaz olması gibi, evlenmeyle boşanma da yaşamın ayrılmaz parçaları. 

Anlaşmalı boşanma protokolüne yazacaklarınız veya yazmayı ihmal ettikleriniz özellikle finansal mevcudiyetinizi fevkalade etkileyebilir. Her şey ne kolay bitti derken yeni yeni davalarla karşı karşıya kalabilirsiniz. O yüzden nikah memurunun davetlisini unutmayın, işi ustasına bırakın.

Cansu Günay: Değerli bilgilerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Gelecek bölümde de nafaka ve tazminatları konuşalım mı?

Ayşe Ceren Ertürk: Kesinlikle. Dinleyenlerden bu konuda çok fazla talep aldım, para pul işleri önemli. Nasıl hesaplanır, kim kime ne ödeyecek…

Cansu Günay: Değerli dinleyicilerimiz, umarım Podcast projemi dinlemekten keyif almışsınızdır.

Bu bölüm ve genel olarak Avukat & Asistanı kanalı Podcast yayınlarım hakkında soru, görüş ve önerilerinizi yoneticiasistani@polatdemir.av.tr adresine iletmenizi rica ederim. Görüşmek dileğiyle, hoşçakalın takipte kalın.

Ayşe Ceren Ertürk:  Hoşçakalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir