Nişanın Bozulması Halinde Nişan Hediyeleri Nasıl Geri Alınır? – Podcast Episode-1

Cansu Günay: Merhabalar, ben DEU Büro Yönetim ve Yönetici Asistanlığı Bölümü öğrencisi Cansu Günay.

Pandemi nedeniyle sosyal yaşamdan uzak kaldığımız şu günlerde, okulumuz da uzaktan eğitim yaptığı için, benim alanımda çalışanlarda kulak aşinalığı yaratacak bilgilerle dolu Podcast projemi hayata geçirmenin tam zamanı diye düşünüyorum.

Avukat & Asistanı Kanalı yayınlarına “Aile Hukuku Sohbetleri” serimizle başlıyoruz. Konuğum İzmir’den Avukat Ayşe Ceren Ertürk.

5 programlık serimizin ilk yayınında kendisi ile nişanlanma ve nişanlanmanın evlenme dışında bir sebeple sonuçlanmasının mali sonuçlarından bahsedeceğiz. Öncelikle kendisine projeme verdiği destek için teşekkür etmek ve hoş geldiniz demek istiyorum.

Ayşe Ceren Ertürk: Hoşbulduk, bu projenin dinleyen herkes için yararlı bilgiler içereceğine inanıyorum. Bu nedenle asıl ben teşekkür ederim.

Cansu Günay: Ayşe Hanım, yaklaşık 10 yıldır İzmir Buca’da butik avukatlık hizmeti sunduğunuzu ve boşanma davaları konusunda uzmanlığınız olduğunu biliyorum. Öncelikle dinleyicilerimiz için biraz kendinizden bahseder misiniz? Neden aile hukuku?

Ayşe Ceren Ertürk: Buca hikayesi biraz daha ceza hukuku işlerimle, cezaevine yakın olmakla alakalı, onu bir başka yayında konuşalım. Çünkü “ben sadece ama sadece boşanma avukatıyım” dersem haksızlık etmiş olurum. Bu benim çalışmalarımı yoğunlaştırdığım alanlardan biri.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra aşığı olduğum İzmir’e yerleştim. 2011’den beri sınırlı sayıdaki seçkin müvekkile kaliteli avukatlık hizmeti sunma hedefiyle hizmet veriyorum.

Tabi aile hukukuna yoğunlaşmamda kişisel yatkınlık ve ilgi alanlarım da etkili oldu. Sevmediğiniz bir işi düzgün yapamazsınız. Ben ailemi, Türk toplumunun temeli olan aile yapımızı ve genel olarak insanları seven biriyim. Dolayısıyla evliliğini sonlandırmak isteyen insanlara bunu en iyi koşullarda gerçekleştirmelerinde yardımcı oluyorum.

Tabi bu arada evliyim, bir de kızım var. Sonuçta hiç bir iş salt teoriyle yürümüyor, ne demişler: Hekimden sorma, çekenden sor.

Cansu Günay: Çok teşekkür ederim. Açıkçası aile hukuku denilince akla ilk olarak boşanma davası geliyor. Ancak hukukumuzda nişanlılık döneminden itibaren gelişen uyuşmazlıklar için düzenlemeler bulunduğunu görüyoruz. Bu bölümde sizinle nişanlılıktan konuşalım istiyorum.

Ayşe Ceren Ertürk: Tabi. Bizim oldukça külfetli adetlerimiz var, ziynetler bohçalar, giyim alışverişleri.. bizde mürüvet görmek diye bir şey var bir kere; ele güne karşı deyip masrafları abartıyoruz, itibardan tasarruf edemiyoruz.

Hediyeler, almak vermek hepsi çok güzel. Kimse boşanmak için evlenmiyor, hediyeleri de iade almak üzere vermiyor. Ancak ilişkiler her zaman toz pembe değil.

Cansu Günay: Çok haklısınız. Peki nasıl geri alınacak bu hediyeler? Hani karşı taraf gurur yapıp verir diye bekledik, bekledik, hareket yok. Biz ne zamana kadar bekleyeceğiz?

Ayşe Ceren Ertürk: Elbette sonsuza dek değil. Bu hem bizim için bir bilinmezlik, hem karşı taraf için sürekli dava tehdidi ile karşı karşıya olmak anlamına gelir. Bizim kanunumuz, nişanlılığın sona ermesinden itibaren 1 yıl içinde dava açabilirsin diyor.

Cansu Günay: Peki bu davayı kim açacak? Nişanlılardan hangisi?

Ayşe Ceren Ertürk: Özellikle boşanma davalarında davayı kimin açması gerektiği konusunda ciddi bir yanılgı mevcut. Daha ağır kusurlu taraf boşanmak istemiyor, haliyle, işleri berbat eden kendisi… ama sonuçlarıyla yüzleşmek istemiyor. Mağdur olan taraf ise, dava açarsa haksız bulunabileceğinden korkuyor, oysa dava sonucu davayı kimin açtığı ile ilgili değildir.

Nişan hediyelerinin iadesine ilişkin davayı da kim hediyelerini iade almak istiyorsa o açmalı. Bir hak arıyorsunuz, bunu mahkeme kanalıyla yapmanız gerekiyor. Karşı tarafın bunu sizin yerinize yapmasını ve al canım deyip hakkınızı teslim etmesini bekleyemezsiniz.

Cansu Günay: Tabi mantıklı olan da budur. Fakat genellikle, genç insanların tüm bu hediyeler için parası olmuyor. Hani mürüvet görmek dediniz ya, devreye amca hala teyzeler, en çok da ana baba giriyor. Ziynetleri, parada ağır hediyeleri bunlar almış oluyor. O zaman ne olacak?

Ayşe Ceren Ertürk: Evlilikte yalnız karımız-kocamızla evlenmiyoruz, bir nevi ailelerle evleniliyor. Aile hukuku sırf gelinle damadı konu almıyor, insan-yoğun bir alan. Aile hukukunu bir ölçüde karmaşıklaştıran, benim içinse keyifli hale getiren bu insan faktörü.

Doğru, ülkemizde bu hediye işleri daha ziyade ana-babaların sırtında. Kanunumuz da geleneklerimize paralel olarak dava açmaya hakkı olanlar arasına ana-babaları dahil ediyor. Hatta nişanlı ve ana babası dışında, ana babası gibi davrananlara da dava hakkı vererek kapsamı geniş tutuyor.

Cansu Günay: Peki davayı kimin açabileceğini, hangi sürede açacağını öğrendik. Bu davada istenecek olan nedir? Örneğin bir tepsi baklava, yedik bitti, koç kesildi dağıtıldı, kardeşe kabileye üst baş alındı, müstakbel eşe set takılar alındı, bilezikler takıldı. Hayli masraf yaptık ama sonu hüsran oldu. Bunlar dilekçede tek tek sayılacak mı?

Ayşe Ceren Ertürk: Sorudaki örnekler oldukça kapsamlı, bu nedenle bazıları için cevabım hayır, diğerleri için evet olacak. Kanun, alışılmışın dışında hediyelerin iadesinden bahsedilebilir diyor. Örnekle konuşalım, nişan evde yapılacak, şu meşhur perde önünde iki nişanlı pozunu vereceğiz falan.

Nişanlıma şık bir ev terliği almıştım, iadesi olur mu? Hayır, çünkü kullanmakla eskiyen eşyanın iadesi olmaz. Terlik altın kaplama değilse alışılmışın dışında hediye grubuna da girmeyecektir.

Çiçeği çikolatayı çok lüks bir yerden yaptırmıştım? Geçmiş olsun, çikolata mı kaldı… Böyle şeylere fazla masraf edilmesin zaten, gönüller bir olsun.

Fakat siz nasılsa evleneceğiz diyerek nişanlıyı ziynetlerle donattıysanız, koluna saat, cebine telefon, üstüne ev altına araba verdiyseniz… eh pek yüce gönüllüsünüz ama artık bunları iade almanın zamanı gelmiş demektir. Aman barışmayı umarken 1 yıllık dava açma sürenizi kaçırmayın.

Cansu Günay: Ya nişan yüzüğü? Siz her konuya profesyonel bir avukat gözüyle bakıyorsunuz ama, karşı taraf nişan yüzüğünü kafamıza fırlattıktan sonra bizde kalan yüzük için dava açabilir mi?

Ayşe Ceren Ertürk: 🙂 Nişan ne demek, işaret demek. İki kişi yüzükle birbirini işaretliyor, diğer insanlara bir mesaj iletiyorlar, bu yüzüğü takan kişinin başı bağlıdır, istikameti bellidir, uzak durun. Bizim adetimiz böyle. Nişanlanıyoruz, nişan yüzüğü takıyoruz. Nişan yüzüğü alışılmışın dışında bir hediye değil, dolayısıyla iadesi için dava açmak olmaz. Fakat siz de yüzüğünüzü karşı tarafın kafasına fırlatabilirsiniz, tabi yaralamayacak şekilde..

Cansu Günay: Şimdilerde ziynetlerin kuyumcudan emaneten alınması, tören sonunda kuyumcuya iade edilmesi giderek yaygınlaştı. Yine bujiteri dükkanlarında gerçeğinden ayrılması zor altın bilezik imitasyonlarına rastlamak mümkün.  Nişan töreninde güya hediye edilmiş ancak aslında hiç bizim olmamış bir ziynet için dava edilirsek ne olacak? Ya da sahte altın takılır ve gerçekmiş gibi iadesi istenirse?

Ayşe Ceren Ertürk: Bir örnek de ben ekleyeyim, nişanda takılanlar çeyiz alışverişi için paraya çevrilirse nasıl iade edilecek? Biliyor musunuz pek çok nişanlılık buna benzer sebeplerle sonlanıyor? Vay sen benim amcamın taktığı tam altını nasıl bozdurursun.. Yahu ihtiyaç hasıl oldu bozdurdum, mostralık mıydı?

Genel bir kural olarak “herkes davasını ispatla yükümlüdür.” İade isteyen taraf evvelce bunları hediye etmiş olduğunu ispatlamalı, iade etmek istemeyen taraf da kendi savunmasını ispatlayacak. Tabi her şey güllük gülistanlıkken kimse “durun bir tutanak tutalım, altınların kuyumcuya iade edilmek üzere benden geri alındığını imza altına alalım” demiyor. Dese, başlı başına bir nişan bozulma sebebi olur…

Bu aşamada en çok tanıkların devreye girdiğini görüyoruz. Bu nedenle aile mahkemeleri hep cümbüşlüdür.

Cansu Günay: Lafı ağzımdan aldınız, sahi hediyeler artık bizde değilse, altınlar bozdurulduysa mesela.. o zaman nasıl iade edilecek?

Ayşe Ceren Ertürk: Davada mümkünse aynen veya mislen iadesi istenecektir. Eğer bu mümkün değilse sebepsiz zenginleşme hükümlerine başvurulur. Talep edilenlerin parasal karşılığı bilirkişi marifetiyle tespit edilir.

Cansu Günay: Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim. Nişanlılığın evlenme dışında sona ermesi oldukça aksiyonlu bir süreç gibi görünüyor. Son olarak en zehirli sorumu sormak istiyorum. Nişanlılardan biri aldatmış, nişan bu nedenle bozulmuş olsun. Bu aldatan taraf yine de verdiği hediyeleri geri isteyebilir mi? Yok mu bu sadakatsizliğin bir cezası?

Ayşe Ceren Ertürk: Aldatmak da aldanmak da ceza kanunumuzda suç olarak düzenlenmemiş, o yüzden cezası yok. 🙂

Bu nedenle soruya vereceğim cevap aldatılanları üzebilir: Evet, aldatan nişanlı kusuruyla nişanın bozulmasına yol açmış olsa bile mutad olmayan hediyelerinin kendisine iadesini talep edebilir.

Tam da düğün hazırlıkları yaparken aldatıldık, dünyamız başımıza yıkıldı, üstüne bir de dava açtılar bize. Bu kanun hiç mi korumuyor bizi? Koruyor. Kanun, nişan hediyelerinin iadesi konusunda kusur değerlendirmesi yapmıyor. Fakat siz nişanın evlenme dışında bir sebeple sonlanması halinde ex-nişanlınızın kusuruyla bu durumu yarattığını düşünüyorsanız, maddi ve manevi tazminat davası açabilirsiniz. Yaşadığınız acı ve üzüntünün telafisi için manevi tazminat, örneğin yapmış olduğunuz nişan masrafları için de maddi tazminat isteyebilirsiniz.

Cansu Günay: Ayşe Hanım, yayınıma zaman ayırdığınız ve bu keyifli sohbette bilgilerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Serimizin bir sonraki bölümünde sizinle aile birliğinin temeline inmeyi ümit ediyorum.

Ayşe Ceren Ertürk: Podcast projene son derece kaliteli sorularla gelmişsin Cansu’cuğum, emeğin için ben teşekkür ederim. Adeta ders notu düzeyinde bir seri yaptığımızı düşünüyorum. Usul hukukuna ilişkin birkaç teknik detaydan bahsetmedik, eh onlar da meslek sırrımız olsun. 🙂

Cansu Günay: Ben teşekkür ederim. Değerli dinleyicilerimiz, umarım Podcast projemi dinlemekten keyif almışsınızdır.

Bu bölüm ve genel olarak Avukat & Asistanı kanalı Podcast yayınlarım hakkında soru, görüş ve önerilerinizi yoneticiasistani@polatdemir.av.tr adresine iletmenizi rica ederim. Görüşmek dileğiyle, hoşçakalın takipte kalın.

Ayşe Ceren Ertürk: Hoşçakalın.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir