Evliliğin Temelinden Sarsılması Nedeniyle Boşanma- Podcast Episode-2

Cansu Günay: Yeniden merhabalar, yayınımı ilk kez dinleyenler için, ben DEU Büro Yönetim ve Yönetici Asistanlığı Bölümü öğrencisi Cansu Günay. Mesleki Podcast projem olan Avukat & Asistanı kanalının ilk yayın serisi “Aile Hukuku Sohbetleri” nin 2. bölümünde, boşanma avukatı Ayşe Ceren Ertürk’le boşanma sürecinden bahsedeceğiz. Ayşe Hanım hoşgeldiniz.

Ayşe Ceren Ertürk: Hoşbulduk Cansu’cuğum. Çok merak ediyorum, öğretmenlerin sınıf arkadaşların yayınımız hakkında neler söylediler?

Cansu Günay: Açıkçası beklentimin çok üstünde dinleyiciye ulaştım, çok sayıda soru gelmiş. Bu da bana doğru yolda olduğumu hissettirdi. Hatta ilk bölümü dinleyen 2 farklı kuyumcu, e-posta ile ziynetlerle ilgili sorular sormuşlar. Bu kadar geniş bir kitleye sesimizi duyurabilmiş olmaktan mutluyum.

Ayşe Ceren Ertürk: Doğru, bazı dosyalarımızda delil olarak kuyumcu hesap pusulalarının hatta arkası yazılı kartvizitlerin sunulduğu vakidir. Hatta kuyumcunun tanıklık için bildirildiği de olur. Tabi evlilikten itibaren ziynetlerin iadesi bambaşka bir boyut kazanıyor, ziynetler ayrı bir davanın konusu.

Cansu Günay: O halde bugün sizinle aile birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı boşanmadan bahsedelim istiyorum. En çok rastlanan boşanma sebebi budur, değil mi? Şiddetli geçimsizlik…

Ayşe Ceren Ertürk: Tabi, aslında kanunda şiddetli geçimsizlik diye bir kavram yok. Bu Yeşilçam filmlerinin bize kazandırdığı bir ifade. 🙂 İşin özü aile birliğinin temelinden sarsılmasında. Bu temel de her karı-koca için farklı şeyler ifade ediyor. Saygı, sevgi, herhalde herkes için evliliğin olmazsa olmazlarıdır. Ancak aldatılıp eşini affedenler de hayli çok etrafımızda değil mi?

Cansu Günay: Evet, özellikle sosyal medya ile ilgili olayları çok duyuyoruz. Kocası yabancı bir kadınla mesajlaşmış, kadın da yazışmaları yakalamış gibi..

Ayşe Ceren Ertürk: İşte herkesin tepkisi farklı oluyor. Devlet kimsenin karısını, kocasını takip edip “bak bu sana sadık değil, sizi boşuyorum” demez. Mahkeme, önüne taşınan delillere göre karar verir. Tabi öncelikle usulüne uygun bir dava açılmış olmalı. Verdiğin örnekteki sadakatsizlik, bir kadın için affedilmez iken diğerinin bu olaya daha toleranslı yaklaştığını görüyoruz.

Cansu Günay: Evet.

Ayşe Ceren Ertürk: Aslında burada mesele evliliğin çekilmez hale gelmiş olup olmamasıdır. Dışarıdan bakıldığında 4-4’lük bir eş; evlilik içinde ne bileyim, belki öz bakım ve kişisel temizlik yönünden öyle zayıftır ki eşi için bu evlilik katlanılmaz hale gelmiştir. Örneğim abartılı gelebilir fakat bu gibi nedenlerle sonlanan evlilikler mevcut. Tabi insanın eşine karşı bu kadar tahammülsüz hale gelmesinin arka planında belirli kötü tecrübeler, yaşanmışlıklar olduğunu, bir psikolojik yıpranmışlık olduğunu söylemeye gerek yok.

Cansu Günay: Yani boşanmak için illa aldatılmak ya da dayak yemek gerekmiyor, doğru mu anlıyorum?

Ayşe Ceren Ertürk: Tabi aldığımız çoğu başvuru bir ya da birden çok şiddet hikayesi barındırıyor. Fiziksel, ekonomik, psikolojik ya da cinsel şiddet olabilir. Güven sarsıcı başka şeyler de olabilir. Başkalarının yanında eşini küçük düşürmek, düğün dernekte eşlik etmemek hatta açıkça artık seni sevmiyorum demek. Tüm boşanmalar kendi özel hikayesiyle geliyor.

Cansu Günay: Gerçi hiç bir şey tek taraflı değildir, sonuçta sabır taşı da olsa insan bir gün çatlar.

Ayşe Ceren Ertürk: Çatlar, bomba olur patlar. Dönüp bakınca ben ne yaptım der hatta, kendisini tanıyamaz. Tüm bunlara ne gerek var? Her iki taraf da evliliğinden mutluluk duymuyorsa, devamında fayda görmüyorsa, 2.Hukuk Dairesi Başkanı Sayın Gençcan’ın sözüyle ifade edeceğim “acının vardiyasını uzatmayın” Anlaşmalı boşanma diye müthiş bir şey var. Hızlı, gizli, ucuz… daha ne olsun?

Cansu Günay: Sizin için de uygun olursa anlaşmalı boşanmaya bir bölüm ayıralım isterim, boşanma o kadar travmatik ki bunu en acısız şekilde atlatmanın yolu olan anlaşmalı boşanmayı uzun uzun konuşalım istiyorum.

Ayşe Ceren Ertürk: Çok sevinirim, o halde çekişmeli boşanmaya dönelim.

Cansu Günay: Boşanma çoğu kez süregelen bir iletişimsizliğin sonucu oluyor. Yani eşler birbirlerine karşı o kadar tahammülsüzleşmişler ki artık oturup boşanmalarını ve sonraki hayatlarını planlayabilecek halde değiller, çocukları için bile. O zaman ne oluyor?

Ayşe Ceren Ertürk: O zaman kılıçlar kuşanılıyor, kirli çamaşırlar bir bir ortaya seriliyor. En sevgili akrabalar karşı tarafın tanığı olarak mahkemeye geliyor, eteklerindeki taşları döküyorlar. Telefon kayıtları, kredi kartı dökümleri isteniyor…

Cansu Günay: Eyvah eyvah

Ayşe Ceren Ertürk: Diyorum ya aile mahkemeleri cümbüşlüdür, tansiyonludur, çelik gibi sinirlere sahip olunmalı. Tabi boşanma aşamasında öyle bir kuvvet kimsede olmuyor.

Cansu Günay: Ne yapacağız o zaman?

Ayşe Ceren Ertürk: Asla yalnız yürümeyeceksiniz. 🙂

Bırakın bir profesyonel sizin için en iyisini talep etsin, sizi en iyi şekilde savunsun. Diğer türlü mahalle kavgası gibi herkes bir şey diyor, o curcunanın içinde kaçan süreler, sunulamamış deliller.. sonuç hüsran.

Cansu Günay: Yani sizce her boşanmada avukat tutulmalı mı?

Ayşe Ceren Ertürk: Balık tutulur biz balık mıyız? 🙂 Şaka bir yana Cansu’cuğum, bu dilimize yerleşmiş bir ifade ama yanlış. Zira boşanma gibi neredeyse tümü hane içinde 4 duvar arasında gelişen olaylara ilişkin olarak, avukatı tutmak yetmez – avukatla omuz omuza çalışmak gerekir. O nedenle biz ona avukat tutmak değil de bir avukatla çalışmak diyelim.

Soruya gelirsek, boşanma aşamasında başvuran pek çok danışan, görüşme sırasında ne çok bilmediği şey olduğunu, bildiğini sandıklarının da yanlış olduğunu fark eder. Boşanan komşusunun söyledikleri, bir dizide izlediklerinden aklında kalanlar… insanların zihni hurafelerle dolu.

Avukatlıkta yıllar içinde insanların gözündeki o tereddüt halini okuyacak kıvama geliyorsunuz. Çünkü çoğu insan “aklıma takılanları bir avukata sorayım, sonra mahkemeye bir dilekçe verir boşanırım” zannediyor. Benimle görüşürken öyle çok detayın farkına varıyor ki tek başına mücadele etmenin zararına olacağını anlıyor. Bu ampul değiştirmek gibi bir şey değil. Pek çok inceliği var ve uzmanlık gerektiriyor.

Tabi bazıları da “şimdi avukata boşanmak için avukat tutmalı mıyım diyeceğim o da mutlaka tutmalısın diyecek ki işi alsın para kazansın” diye düşünüyor. Oysa ben bu soruya “hayır” cevabını veriyorum. Herkes her davasını kendisi açabilir, takip edebilir.

Tabi cevabıma bir de soru ekliyorum: Her yıl kurban bayramında koç kesiyorum diye elini kolunu kesenleri haberlerde görüyorsunuz değil mi? İşte avukat amiyane tabirle boşanmanın kasabıdır. Elinizi kesmeyin, uykularınız kaçmasın… bir boşanma avukatıyla çalışın, tazminatlarınız, nafakanız paket paket evinize gelsin.

Cansu Günay: Kasap örneğinize bayıldım, gerçekten her işi uzmanına teslim etmek lazım. Peki avukat ne yapıyor bu süreçte?

Ayşe Ceren Ertürk: Ne yapmıyor ki… 🙂 Kendi mesleki pratiğimden bahsedeyim.

Boşanma konusunda danışmak için randevulaştığım kişi bir kadın ya da erkek olabiliyor. Açıkçası, sanıyorum erkekler daha özgüvenli, tabi bu yersiz bir özgüven, zira “çıkar hakime olanı biteni anlatırım” diye düşünüyor ve çoğunlukla bir avukatla çalışmıyorlar. Yahut kadının dırdır ettiğini ve asla boşanma davası açmaya cesaret edemeyeceğini düşünüyorlar, kendilerine dava dilekçesi tebliğ edilince de avukata koşuyorlar.

Bana danışma sürecinde neler oluyor? Bir saatlik görüşmenin ilk 40 dakikasında sorularımla yönlendirerek karşımdaki kişiyi dinliyorum, anlıyorum. Görmek ve anlamak işin en önemli kısmı bence. Önce duruma bir bakıyorum.

Kalan 20 dakikada danışanın özel soruları varsa bunları yanıtlıyorum ve kendisi için bir yol haritası çiziyorum. Bu yol, başvurucunun zihnindekinden çok farklı olabilir.

Cansu Günay: Nasıl yani sizinle görüştükten sonra boşanmaktan vazgeçenler de mi var?

Ayşe Ceren Ertürk: 🙂 Ben karakedi değilim. Hiç bir avukatın da mutlu mesut insanları kolundan çekiştirip illa seni boşayacağım diyeceğini, ikna edebileceğini sanmıyorum. Aile güzeldir, evlilik de. Tabi kangren olmuşsa artık kesmek gerekiyor.

Bizzat yaşadığım bir örnekle anlatayım.

Yaşlı bir teyzem geldi, anlatıyor: “Sene 73’te büyük oğlana hamileyiken bi tekme vurdu ben merdivenden aşağı.. kolum kırıldı ya bebeye bir şey olmadı…”

Bakıyorum hala evliler, artık 1973’te kırılan kolun davası olmaz. Sorarak devam ediyorum: “o zamandan bugüne çok olmuş teyzeciğim şimdi neden boşanmak istiyorsunuz?”

Anlaşılan o ki, teyzenin torunu nişanlanmış, kocası altın takmış, teyze “bana da al bi yarım ben de takayım” demiş, amca almamış. “Benim diyor, bi mayışım olsa, ip alacağım yün alacağım adamın keyfini bekliyorum. Cami çıkışı al diyorum unuttum diyor. Mayışım olsa kendim alsam ipimi.”

Dinleyince ortaya çıkıyor ki teyzeciğim ömrünün son baharında aslında boşanmak falan istemiyor. Önünde sonunda amca beyden razı, onlar birinin can yoldaşı, nefesi. Hem boşa beni diyor, hem de ne ben onsuz yapabilirim ne de o bensiz.

Ne yapıyoruz? Amcayı davet ediyoruz, bir çay ikram ediyoruz, hal haıtrdan sonra soruyoruz: her ay belirli bir harçlık versin teyzeye. Yanaşmazsa da nafaka davası açıyoruz.

SGK amcanın emekli maaşının bir kısmını direkt teyzeye yatırıyor, sorun çözülüyor.

Tabi teyzeciğim nikahı gitmeyecek, adı dul olmayacak diye müthiş sevinçli. Aile hukuku ile uğraşmanın bir inceliği de burada herhalde, insanların sosyal benliklerini yıpratmadan çözüm üretmek çok önemli.

Benim avukatlığımda profesyonellik yanında insanları ailemden biri gibi dinlemek ve anlamak öncelikli. Anlamadan çözüm üretemem. Zaten insanların birileriyle dertleşmeye ihtiyacı oluyor bu gibi durumlarda.

Pek çok kadın evlilik devam ederken nafaka alabileceğini bilmiyor, işte zihinlerindekinden farklı yol böyle çiziliyor.

Cansu Günay: Çok yorucu olmuyor mu? Suistimale de açık sanki. Sonuçta siz de bir annesiniz, üstelik bu şekilde yüzlerce müvekkiliniz var.

Ayşe Ceren Ertürk: Bu sınırı karşı tarafa bildirecek olan sizsiniz. Elbette avukat eşiniz hakkında dedikodu yapabileceğiniz biri değil. Ben buna avukatınızla çalışma kılavuzu diyorum, baştan bu kılavuzu karşı tarafa aktarırsanız sorun yaşanmıyor. Acil durumlar olabilir, o takdirde mesai saatlerine takılmıyoruz.

Cansu Günay: Acil durum dediniz, mesela şiddet mi?

Ayşe Ceren Ertürk: Olabilir, ama öncelikle beni değil 155’i aramaları gerekiyor. Gerekirse gece bile olsa emniyette buluşabiliriz. Avukat sizin yerinize haklarınızı bilen ve yasal yolla o hakkı sizin için savunacak biri, evinize gelip kavganızı ayıramaz. Amacımız taraf olmak, taraf gibi davranmak ve karşı tarafa da düşmanlık etmek değil. Hak ve özgürlüklerin sınırını netleştirmek.

Cansu Günay: Anladığım kadarıyla boşanma sürecinde avukatla çok yönlü bir çalışma yürütmek gerekiyor.

Ayşe Ceren Ertürk: Taraflar arasındaki olayların mahiyetine göre değerlendiriyoruz. Bir boşanmada boşanmanın tüm sonuçları yönünden anlaşmaya varılmasına rağmen sırf çocuğun velayetinin kimde kalacağı konusunda anlaşma sağlanamamıştır; adı çekişmeli olur ama karşı taraf boşanmaya direnmez; nafakaları vaktinde öder, icra takibi gerektirmez… Diğerinde kadın ya da erkek şiddet hikayesiyle gelir, karakola gitmiştir, darp raporu vardır, korunma kararı  vardır… Artık burada bir de nur topu gibi ceza davamız olmuştur.

Cansu Günay: Kadın ya da erkek dediniz. Karısından şiddet gördüğü için boşanmak isteyen erkek müvekkiliniz oldu mu?

Ayşe Ceren Ertürk: Olmaz mı? Bir dosyamda kadın kocasının dükkanını kurşunlamıştı. Sinirlerin en çok yıprandığı dava türü, diyorum ya insanlar bomba olup patlayabiliyor. Hata yapmamak için soğukkanlı olmak, düşünerek hareket etmek lazım. Yapamıyorsanız bir bilenden yardım alacaksınız.

Cansu Günay: Biraz da dava sürecinden bahsedelim istiyorum, ne kadar sürüyor?

Ayşe Ceren Ertürk: Süre tamamen işin öyküsü ve karşı tarafın tepkisi ile alakalı. Bizim sistemimizde hedef süre diye bir uygulama var; o hedeflenen sürede biten dava görmedim. Örneğin çekişmeli boşanma için bu süre 300 gündür. Ama tebligat yapılamaz, emniyetten SED raporu dönmez… bir şekilde evdeki hesap çarşıya uymaz. Sonra kararı beğenmeyen taraf itiraz eder; dosya istinafta 2 yıl incelenmeyi bekler…

Cansu Günay: Çekişmeli boşanmak 3 yıl mı sürüyor?

Ayşe Ceren Ertürk: Diyorum ya her dosyanın içeriği, yazgısı farklı. Ben tek celsede çekişmeli boşanma kararı alır, 1 ayda kesinleştiririm, siz benim için uygun şartlara sahip olun yeter.

Ayrıca kararın kesinleşmesini beklerken aynı evde yaşayıp evliliğinizi sürdürmek zorunda değilsiniz, bu detayları avukatınız anlatacaktır. Yani korkulacak bir şey yok.

Cansu Günay: Değerli bilgilerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Sizi daha fazla meşgul etmemek için son bir soruyla bu bölümü bitirmek istiyorum. Umarım sizi fazla yormuyorumdur.

Ayşe Ceren Ertürk: Bilakis büyük keyif aldım.

Cansu Günay: Bir boşanma avukatının asistanı olma konusunda neler söylersiniz?

Ayşe Ceren Ertürk: Her müvekkil bizim öncelikle misafirimizdir. Asistan sevgi ve saygıda cimri olmamalı. O misafir bize 5 kuruş kazandırmayacak olabilir, kendisi de kararsızdır, belki tümden zaman kaybıdır. Ama önce insanız, önceliğimiz de iyi insan olmak olmalı. Siz iyi değilseniz iyilik, samimi değilseniz samimiyet bekleyemezsiniz.

Öte yandan, avukatı asiste etmekten bahsediyoruz. Aile hukukunda katı usul kuralları hakimdir. Cevap süresi kaçıyorsa, duruşma ajandaya işlenmiyorsa… o zaman külahları değişiriz. 🙂 Bu nedenle avukatla çalışan asistan eline geçen evrakı okuyup anlamalı, sınırlı bir süre mi var, bir ihtar mı var.. düzenli not almalı. Bu da işini sevmek ve emeğini sunarken samimi olmakla ilgili. Olmuyorsa da dışarıda başka bir hayat var, gidip başka bir işle karınlarını doyuracaklar.

Cansu Günay: Çok doğru, biz de büro yönetiminde uzman olmalıyız. Bu güzel sohbette bana katıldığınız için çok teşekkür ederim. Bir sonraki bölümde sizinle anlaşmalı boşanma ve özel boşanma sebeplerini konuşmayı çok isterim.

Ayşe Ceren Ertürk: Ajandama bakıyorum – evet ben de çok isterim. 

Cansu Günay: Değerli dinleyicilerimiz, umarım Podcast projemi dinlemekten keyif almışsınızdır.

Bu bölüm ve genel olarak Avukat & Asistanı kanalı Podcast yayınlarım hakkında soru, görüş ve önerilerinizi yoneticiasistani@polatdemir.av.tr adresine iletmenizi rica ederim. Görüşmek dileğiyle, hoşçakalın takipte kalın.

Ayşe Ceren Ertürk:  Hoşçakalın.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir